25 Aralık 2013 Çarşamba

Asil Harap - 1 - Vortix


    Vortix silah arkadaşlarından birinin çığlığıyla yerinden sıçrayarak uyandı.
    Bağıran kişinin dostlarından biri olduğunu biliyordu, çünkü acı dolu o çığlık bir Yaed’e ait değildi. Harapdiyar’ın karla kaplı, ıssız ve bucaksız düzlüklerinde Yaed’den ya da oldukça nadir rastlanan Kardişlilerinden başkası görülmezdi. Arazide devriye gezen Harap birliklerine de onlardan başka saldıracak olan yoktu.
    Zihni henüz bu sonuca bile varmadan bedeni çevik bir hareketle doğrulmuştu bile. Kılıcı, geceleri uyurken daima kolaylıkla ulaşabileceği kadar yakınında dururdu. Ayağa kalktığında, her iki eliyle iki yanı keskin dev kılıcının uzun kabzasını tutmuş, gözleri silahını kullanacağı bir hedef arıyordu. Şaşkın insan naraları, çarpışan çelikler, korkmuş atların kişnemeleri, sönmekte olan kamp ateşinin ve bulutsuz gökyüzündeki ayın ışığında hareket eden iri yarı, gri derili, dışa doğru çıkmış çenelerinden sivri köpekdişleri fırlayan yaedler, zihninin çabucak olabilecek en mantıklı sonuca varmasını sağladı: Baskın!
    Gözleri nihayet ağır görünüşlü, devasa kılıcını kullanabileceği bir rakip buldu. Kılıcına ‘vortix’ deniyordu. Burada, Harapların arasında da kendisine silahının ismiyle hitap ediliyordu. Harapkale’de kimse birbirine gerçek adını sormaz ve söylemezdi. Kuzeyin kuzeyindeki Harapkale, geçmişinden kaçmak isteyen savaşçıların sığındığı bir yerdi. Güneyinde karla kaplı çorak düzlükler göz alabildiğine uzanır, hemen kuzeyinde ise Taşyürek dağlarının acımasız kayalıkları başlardı. Kalenin tek ama ülkenin geri kalanı için hayati önem taşıyan görevi, Taşyürek dağlarının kuzeyindeki bilinmeyen topraklarda yaşayan Yaed’in güneye inmesini engellemekti.
    Bu önemli görevin üzerine düşen kısmını yerine getirmek için hedef aldığı rakibine odaklandı. Elindeki gürzü Vortix’e savurmak için fırsat kollayan yaedin ince ve uzun bir yapısı vardı. Yaşadıkları yerde fazla yiyecek bulunmaması iki önemli sonuç doğurmuştu: İki metrelik boylarına karşın yetmiş-seksen kiloluk yağsız birer kemik ve kas yığını olmaları ve bu durumu değiştirmek için yemek bulmak umuduyla sık sık güneye akınlar düzenlemeleri. Ağzı, burnu ve çenesi bir vahşi hayvanı andırırcasına hafif ileri çıkmıştı. Hırlayan ağzının içinde bir köpeğinkiler kadar sivri ve uzun köpek dişleri görülebiliyordu. Ağız ve diş yapılarının ısırıp koparmaya elverişli olduğunu bilen Vortix, aralarındaki mesafeyi dikkatlice ayarladı. Gözleri çukurlara kaçmış, yanakları çökmüş, elmacık kemikleri çıkmıştı. Mavimsi gri renkli derileri, mavi dudakları, mosmor tırnaklarıyla soğuktan donmak ya da açlıktan ölmek arasında kalmış bir insanı andırıyorlardı.
    Vortix ona ölmek için üçüncü bir seçenek sunma niyetiyle saldırdı. Dengesini sağlayabilmek için iki geniş adım attı ve vortixini yerden havalandırarak geriye doğru çekti. Kılıcını özel yapan şey derhal harekete geçti. Silahı bir kez yerden kaldırıp hız kazanmasını sağladığı zaman, kılıcın ağırlığı yarıdan aza iniyor, onu bir hamlenin ortasındayken bile durdurup yeniden yön vermeyi mümkün kılıyordu. Rakipleri, böyle ağır görünüşlü bir silahın bu kadar hızlı yön değiştirebileceğini tahmin edemiyorlardı. Kılıcın ağır görünüşüne aldanıp, Vortix’ten önce saldırabileceklerini düşünüyorlar, savunmalarını indiriyorlardı. Öyle olduğunda ise dev kılıç, savunmalarındaki açığı acımasızca yakalıyordu. Karşısındaki yaede de aynen böyle olmuştu. Vortix kılıcını geri çektiğinde, yaed kılıcın bu kadar çabuk yön değiştirebileceğini kestirememiş, bir açık yakaladığını düşünerek saldırmak için ileri atılmıştı. Öyle olduğunda da Vortix kılıcını hızla geri savurmuş, dev kılıç, yeni kazandığı hızıyla düz bir çizgi çizerek uçmuş ve yaedin başını omuzlarından ayırmıştı.
    Denge ve adımlama, kılıcın kullanımındaki en kilit konulardı. Eğitmenleriyle ve babasıyla yaptığı sayısız çalışmanın anıları zihnine öyle bir uğrayıp geçerken Vortix, adımlarını ayarlayıp bir sonraki rakibini buldu.
    Dikkatini kendi savaşından ayırmadan etrafında olup bitenleri okuyabilecek kadar tecrübeliydi. Silah arkadaşlarının şiddetle çatıştıklarını duyabiliyordu, fakat göz ucuyla çevresini süzdüğünde, Yaedin sayısı o kadar fazlaydı ki, arkadaşlarının hiçbirini göremedi. Bu kadarı bile çatışmanın ne yönde sonuçlanacağını tahmin etmesine olanak sağlamıştı. Bunun son savaşı olabileceği düşüncesinin zihnini esir almasına, bedenini felce uğratmasına izin vermeyip rakibine odaklandı.
    Bu seferki rakibi biraz daha gözü karaydı. Vortix kılıcını yukarıdan aşağıya doğru indirirken geri çekilmek yerine saldırıyı kalkanıyla karşılayabileceğini düşünmüş, birbirine tutturulmuş deri ve tahta parçalarından oluşan kalkanını yukarı kaldırmıştı. Kılıç, amansız bir kararlılıkla kalkanla beraber yaedin kolunun bir kısmını da parçalayarak çizdiği kavis doğrultusunda devam etti. Kolunun kaybının verdiği şok ve acı, yaede şaşkın bir nara attırdı. Yaedin çığlığı, kılıç hızla geri dönüp başını omuzlarından ayırdığında kesildi.
    Kılıcın bıçak kısmı, ejderpulu denilen kırmızı bir metalden yapılmıştı. Ejderpulu hafif, sağlam ve pahalı olmasıyla bilinen, nadir bulunan bir madendi. İnce dövülmüş kenarları keskin, ortası geniş ve içindeki mekanizmayı barındırması için hafif çıkıntıları vardı. Kılıcın içindeki, hareket ederken ağırlığını azaltan o mekanizma Uta yapımıydı. Cüce demircilerin işlediği ejderpulu, utaların icadı olan mekanizmayla birleştiğinde, ortaya bu özel ve ölümcül silah çıkmıştı.
    Vortix’in karşısına çıkan bir sonraki yaed, önceki arkadaşlarının tecrübelerinden ders alacak kadar uyanıktı. Vortix kılıcını her savuruşunda yaed temkinli bir şekilde kılıcın menzilinin dışında kaldı. Geniş ve dışa doğru kıvrık, kenarları dişli, uğursuz görünüşlü bir kılıcı vardı. Diğerleri gibi onun da giysileri ve zırhları kaba derilerden ve kürklerden yapılmıştı. Vortix ileri bir adım atıp kılıcını bir kez daha savurdu. Yaed bu kez geri çekilmek yerine onu kendi kılıcıyla karşıladı. Vortix’in kılıcı yaedinkiyle çarpıştıktan sonra çınlayarak geri sekti. Vortix kılıçla birlikte etrafında dönerek tam bir tur attı ve onu yaedin diğer tarafına indirdi. Fakat karşısındaki yaratık çevik bir adımlamayla geri sıçrayıp uzaklaşmıştı.
    Vortix bu kez kılıcın kabzasını kendine doğru çekip hızla yaede doğru itti. Yaedin bu hamlesini nasıl savuşturacağını bildiğinden, dengesini koruyabilmek için bütün gücünü ileri vermemişti. Beklediği gibi, yaed bir adım yana kaydı ve kılıcıyla vortixin en uç kısmına vurarak ucunun aşağı eğilmesine sebep oldu. Vortix’in başı ve gövdesi şimdi saldırıya açık kalmıştı. Yaed zafer dolu bir hırlamayla kılıcını rakibinin başına savurdu. Vortix başını geriye attı. Sırtı bir yay gibi geriye bükülürken başını yaedin kılıcına hedef olmaktan kurtardı ve aynı anda kılıcını yukarı doğru kaldırdı. Bir şeyleri kestiğini hissetti. Aynı anda başının arkasını bir şeye çarptı. Ya da bir şey başının arkasına çarptı. Öne doğru sendeledi ve nihayetinde yer yükselip ona çarptı. Ağzındaki kanla karışık soğuk kar tadı, maddi değerinden yüzlerce kat daha fazla manevi değer taşıyan vortixinin elinden fırlaması ve dövüştüğü Yaedin acı ve öfke uğultuları fark ettiği son şeylerdi. 

Asil Harap - Bölüm İki - Tanrıların Lideri