9 Eylül 2015 Çarşamba

The 100 - Dizi İnceleme

The 100 


Dizi, Kass Morgan'ın aynı adlı kitap serisinden uyarlanmış ve kitap Türkçe'ye de çevrilmiş. Fakat kitabı henüz okumadığım için kitapla bir kıyaslama yapamayacağım. Dizinin ilk bölümü 2014'te yayınlanmış ve şu an ikinci sezon bitmiş, üçüncüsü geliyor. Başrollerinde Clarke rolüyle Eliza Taylor, Bellamy rolüyle Bob Morley ve Dr Griffin rolüyle Paige Turco var.

Gelelim dizinin konusuna...


Ark - Uzay İstasyonu
Nükleer kıyamet sonucu dünya 97 yıldır yaşanmaz haldedir. Tek kurtulanlar, nükleer kıyamet koptuğu esnada 12 uzay istasyonunda bulunanlardır. Bu 12 istasyon zamanla birleşip Ark’ı oluşturmuşlardır ve artık insanlığın son temsilcileridirler. Kısıtlı kaynaklarla hayatta kalmak zorunda oldukları için yasalara karşı gelenin, ikinci çocuğunu doğuranın ve hatta hayat kurtarmak için izin verilenden fazla tıbbi malzeme kullananın bile idam edildiği son derece katı bir adalet sistemi vardır.

Ark’ta oksijen sıkıntısı baş gösterdiğinde, 100 genç mahkumu yeniden yaşanılabilir olup olmadığını görmek için dünyaya gönderirler. Nükleer kıyamet savaşlarından beri insanlar ilk kez yeniden dünyaya ayak basmışlardır. Bu 100 genç arasında baş sağlık memurunun kızı Clarke, umarsız serseri Finn, başkanın oğlu Wells, sırlarını ve kız kardeşi Octavia’yı ne olursa olsun korumaya kararlı Bellamy de vardır. Kanunsuz bir dünyada 100 kanunsuzun medeniyet kurma –ya da kurmama- çabaları böylelikle başlar.

Bir grup mahkumun bir yerlere sürgün edilmesi konusu biraz klişe olmasına rağmen, ben diziyi oldukça başarılı buldum. Kurgusu son derece sürükleyici. Dizide ağırlıklı olarak çoğunluk için doğru olanı yapmak kavramı işlenmiş. Çoğunluğu kurtarmak için daha azını öldürmek ne kadar doğrudur? İnsanlığı kurtarmak, insanlığımızı kaybetmekten mi geçer? Klişe yanlarını bir kenara koyarsak dizi birçok yerde ters köşe yapmayı başarmış diyebilirim.

Diziyle ilgili en büyük eleştirim, karakterlerin biraz zayıf olması. Fazlasıyla sık ve hızlı taraf değiştirmeleri, çok çabuk değişmeleri onlara yüzeysellik hissi vermiş. Dizinin başında son derece iyi ve şiddete sonuna kadar karşı biri bir noktada eline silahı alıp toplu katliyam yapıyorsa bunu mazur gösterecek ciddi bir şeyler olmasını beklerim. Karakterlerin yüzeyselliği ve bir de makyajların çok abartılmasından başka pek bir eleştirim yok. Bir noktada yüzünde yara olmayan kimse olmadığını fark ettim ve yaralar da öyle böyle değil yani. Herhalde Walking Dead’in makyajcısını işe almışlar, parayı da bol vermişler malzemeden kısmamış…


Sonuç olarak kurguyu başarılı bulduğumdan ötürü bölümlerini peşpeşe izlediğim sürükleyici bir dizi. Üçüncü sezonunu iple çekmekteyim. Bilim kurgu severlere mutlaka tavsiye ederim.