15 Nisan 2015 Çarşamba

Gotham Dizisi - İnceleme

Gotham
Bu diziye kardeşimin “Çok farklı bir dizi” yorumu ve tavsiyesi üzerine başladım ve ona hak verdim. Gotham gerçekten farklı bir dizi.

Çizgi romanların sinema ve televizyon uyarlamaları son yıllarda belki de hiç olmadığı kadar popülerleşti. Süper kahraman filmleri ve dizileri havalarda uçuşuyor. Gotham dizisi, DC’nin gelmiş geçmiş en ünlü süper kahramanlarından birinin şehrinde geçiyor olduğu halde, onun için bir süper kahraman dizisi denemez. Zira dizide Bruce Wayne, annesi ve babası henüz yeni öldürülmüş bir çocuk.


Dedektif James Gordon
Bruce’un dizide bir rolü olmasına rağmen, dizinin odağı Bruce Wayne’in çocukluğu da değil. Gotham dizisinin kurgusu, polis teşkilatındaki işine henüz yeni başlayan, Ben McKenzie’nin canlandırdığı James Gordon’ın etrafında dönüyor. Gordon, cinayet masası dedektifi olduğu için onu gizemli cinayetleri gün ışığına çıkarırken izliyoruz, fakat yine de dizi her bölümde bir cinayeti çözdükleri sıradan bir polis dizisi de değil.

Bir şehir düşünün, öyle karanlık ve öyle çarpık ki bir kez o şehrin havasını soluyanın yozlaşmaması mümkün değil. İşte böyle bir yer Gotham. Şimdi bu şehre Batman çizgi romanlarına konu olmuş meşhur kötüleri ekleyin, ama henüz birçoğu o kimliklerini almamış. Şimdi de savaşan iki güçlü mafya ailesini ekleyin: Falcone ve Maroni. Gotham’daki tüm güç sahibi insanlar yozlaşmış, pis işlere bulaşmış, satılmış. Belediye başkanı bile ilk sahneye girdiği anda pastadan kocaman bir pay aldığı anlaşılıyor zaten ve rüşvet, şehirdeki polislerin ana öğünü. Şimdi de tüm bunların ortasına şehri değiştirmek için birilerinin bir şeyler yapması gerektiğine inanan genç bir dedektif koyun.

Ufaktan tadını almaya başlamışsınızdır Gotham’ın nasıl bir dizi olduğunun, ama henüz bitmedi. Ben sapına kadar kurallara bağlı tipik bir iyi adam görmeyi beklerken karşımda, çok farklı bir James Gordon buldum. Değerleri, onuru ve güçlü bir adalet duygusu var Gordon’ın, ama aynı zamanda içinde bulunduğu şehri tanıyor ve Gotham’da Gotham gibi oynaması gerektiğinin farkında. Zaman zaman kuralları esnetmekten, aykırı şeyler yapmaktan çekinmiyor, ama değerlerinden asla ödün vermiyor.

Gotham dizisinde çizgi romandan aşina olduğumuz başka kişiler de önemli karakterler olarak yer almakta. Bruce Wayne, Penguen, Alfred Pennyworth, Selina Kyle (Cat), Barbara, Ivy, Riddler (Edward Nygma) ve zaman zaman sahne alan diğer kötüler. Özellikle Penguen’i canlandıran Robin Lord Taylor’ın oyunculuğuna hayran kalmamak mümkün değil. Alfred’e ise saygım ve hayranlığım gittikçe artmakta,  çok çok başarılı bir karakter olmuş.

Penguen'den önce Oswald Cobblepot vardı
Dizinin olumsuz yanları arasında Batman’in çizgi roman evreniyle arasındaki birtakım uyuşmazlıklar var, ama elbette Gotham dizisi bambaşka bir evrene sahip ve izlerken “Ama Gordon’ın aşağı yukarı Batman’le aynı yaşta olması gerekmez miydi, arada en az yirmi yaş var” benzeri yorumlarla hiç kafayı yormamak gerek.

Şimdiye kadar ne gereksiz drama gördüm ne de klişe. Kısacası Gotham dizisi gerçekten akranlarından çok farklı bir dizi olmuş ve kesinlikle izlenmeye değer.