10 Mart 2015 Salı

Cadı Avcısı Robin: Anime İnceleme

Bu inceleme ilk konuk yazarım ve çok sevgili arkadaşım tarafından yazılmıştır. Kendisi eline kalem yakışan insanlardandır. Bloguma farklı bir tat katmış olduğundan dolayı teşekkür ediyor, sizi Cadı Avıcı Robin ile baş başa bırakıyorum.
Eda
"Cadılar meclisinin karanlığa gömülmesinden beri üçyüz yirmi yıl geçti."


Cadı Avcısı Robin, 2002 yılında Sunrise Studios tarafından yapılmış mistik ve doğaüstü öğeler içeren bir animedir. Hikaye günümüz dünyasının alternatif bir paralelindeki bir Japonya'da geçiyor. Her ne kadar toplumdan gizlense de cadılar gerçek varlıklardır. Cadılık bir mutasyon sonucu oluşan genetik bir bozukluktur ve bireylere doğaüstü güçler vermektedir. Bir cadı olarak uyanan kişiler kendi güçleri tarafından baştan çıkartılmaları durumunda insanlara tehdit oluşturmaktadırlar. Dolayısıyla cadı avları günümüzde halen sürmektedir. Ancak Cadı Avcısı Robin’de geçmiştekinden farklı olarak bu avlar, merkezi İtalya'da olan Solomon Enstitüsü isimli bir kuruluş tarafından gizlice yürütülmektedir. 


Solomon Enstitüsü'nün farklı ülkelerde branşları vardır ve STN-J, Japonya'daki branşın ismidir. Bu branşta çalışan avcılar Fabrika adı verilen gizli bir kuruluşla işbirliği içerisinde polisin çözemediği doğaüstü cinayetleri aydınlatmak ve bu cinayetlerin faili olan cadıları bulup yakalamakla görevlidir.  STN-J'nin elinde ülkedeki bütün cadıların ve ailelerinin bilgileri bulunmaktadır. Cadıların akrabaları da aynı benzer genetik özellikleri taşıdıkları için tohum olarak adlandırılır ve STN-J tarafından yakın takipte tutulurlar. 

Cadı Avcısı Robin
Cadı Avcısı Robin’in hikayesi, bu branşa yeni atanan Robin isimli yarı İtalyan yarı Japon bir kızın etrafında şekillenir. İlk başlarda adaptasyon zorluğu çekse de Robin yeni pozisyonuna kısa sürede alışır. Kendisinin de bir "güç kullanıcısı" olması ve ateş elementine hükmedebilme yetisinin bulunması sayesinde kısa sürede grubun vazgeçilmez bir üyesi haline gelir. Cadılarla savaş bazen tehlikeli boyutlara ulaşsa da Robin'e verilmiş olan görev teoride basittir. "Kendi güçleri tarafından  cezbedilmiş ve kalpleri kararmış cadıları bulup avlamak." Ancak zaman geçtikçe Robin kendisine anlatılan hikayenin daha farklı bir yüzü olduğunu anlayacaktır...

Hajime Yatate ve Shukou Murase tarafından direk 26 bölümlük bir anime olarak üretilmiş Cadı Avcısı Robin. Bu da popüler olan "manga adaptasyonlarından" kolaylıkla ayırt edilmesini sağlıyor. Hikayenin gidişat hızı dengeli olmakla beraber, Cadı Avcısı Robin özellikle karakter ve mekan tasarımları açısından çok başarılı. Yoğun bir iş gününün ardından Happy Harry'de bir espresso içmenin verdiği huzur veya Nagira'nın çatı katında belirsiz bir geleceği beklemenin getirdiği çaresizlik animeye çok güzel yansıtılmış. Mekanlar aşırıya kaçmadan animenin hafif karanlık esansına uygun bir şekilde resmedilmiş. Bu yüzden en mutlu sahnelerde bile hafif bir gotik hava yakalamak mümkün. Ayrıca Taku Iwasaki tarafından bestelenen müziklerin sahnelere mükemmel bir şekilde oturduğunu söylemek de abartılı olmaz.

Karakterlerin çizimleri kadar renkli kişilikleri ve gelişimleri de Cadı Avcısı Robin'in başarılı yanlarından birisi. Öncelikle karakterler "ana karakterin yancıları" şeklinde yaratılmamış. Her birinin ayrı birer kişiliği ve davranış tarzı var. Farklı olaylara farklı tepkiler vermeleri ve arkaplanda sürekli bir tartışmanın dönmesi animeye belirli bir oranda gerçekçilik katıyor. Cadı Avıcı Robin’in ilk iki üç bölümünü izledikten sonra bütün karakterler hakkında bir ilk izlenim edinmek mümkün. Ancak bu izlenimlerin bütün anime boyunca aynı kalacağını sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Çünkü hemen her karakterin diğerlerinden, ve izleyiciden, gizlediği bir sırrı veya farklı bir yönü var. Bu da bir karakterin sıradan bir iş gününde ve bir kriz ortamında birbirinden farklı davranışlar sergilemesine sebep oluyor. Ayrıca hikaye esas "kötü adamın" kim olduğunu animenin ortalarına kadar belli etmiyor bu da pek çok sürprize davetiye çıkartıyor. 

Gidişat açısından Cadı Avcısı Robin’i iki kısma bölmek mümkün. Animenin ilk yarısı tek bölümlük hikayelerden oluşuyor ve bu hikayeler genellikle "haftanın kötü adamı/canavarı" şablonuna uyuyor. Her ne kadar arkaplanda büyük resim için küçük fırça darbeleri vurulsa da animenin yarısına gelmeden sahne arkasını görmek mümkün değil. Ancak ikinci kısımda hikaye birden bire yön değiştiriyor ve öngörülemeyecek bir yöne doğru gidiyor. Ayrıca animede Bideford cadı mahkemeleri ve Ogham çemberi gibi tarihi, mistik ve paganik göndermeler bulmak da mümkün. 

Cadı Avcısı Robin’in Ana Karakterleri


Robin Sena
Robin, Japonya'da doğduktan sonra çocukken Toskana'ya götürülmüş ve oradaki bir katolik kilisesinde rahibe adayı olarak yetiştirilmiş 15 yaşında bir genç kızdır. Ailesini hiç görmediği için Toskana'da kendisini yetiştiren Peder Juliano'yu babası gibi kabul etmiş ve onun rehberliğinde bir cadı avcısı olarak eğitilmiştir. Robin bir güç kullanıcısıdır ve pyrokinesi (alevlere yön verme) yeteneğine sahiptir. Yani görebildiği alan içerisinde istediği herhangi bir boyutta ateş yaratabilir. Bu boyut masadaki mumları yakmaktan, gökyüzünü kaplayan bir böcek sürüsünü tamamen ateşe vermeye kadar değişebilir. İlk bölümlerde gücü üzerinde tam bir kontrolü olmasa da Amon ve STN-J'deki takım arkadaşlarının yardımıyla hikaye gidişatı içerisinde potansiyelinin farkına varacaktır. Hikayenin başında Amon'a karşı beslediği saygı yavaş yavaş yerini platonik bir aşka bırakır.

Sakin ve içe dönük bir mizacı vardır Cadı Avcısı Robin’in. Ne zaman bir deyim veya özlü söz kullanmak istese çocuksu bir şekilde kelimeleri karıştırır. Bu da Japoncaya hakimiyetinin sınırlı olduğunu göstermektedir. Başlarda kendisine söyleneni sorgulamadan yapmaya meyillidir. Ancak zamanla cadı, tohum ve avcı kavramlarını düşündüğü kadar iyi bilmediğini fark eder. Methusaleh klanından yaşlı bir cadıyla yaptığı konuşma sonucu Robin gerçekte kim olduğunu sorgulamaya başlar. STN-J'nin kimliği belirsiz bir tim tarafından baskına uğraması ve Robin'in zar zor kaçmayı başarmasıyla Solomon Enstitüsü, Robin'in statüsünü avcıdan cadıya çevirir. Artık kurtuluş için tek umudu yaşlı cadıdan miras kalan bilgelik asasını bulmak ve geçmişiyle ilgili sırrı öğrenmektir.


Amon

Amon, STN-J'nin saha lideri ve bir numaralı avcısıdır. Soğuk ve duygusuz bir mizacı vardır ancak taktiksel yeteneği, dövüş becerileri ve takımındaki herkesin güvenliğiyle bizzat ilgilenmesi sayesinde bütün takım arkadaşlarının saygısını ve hayranlığını kazanmıştır. Amon, emirlerini bizzat Müdür Zaizen'den aldığı için takımla yönetim arasında bir köprü görevi de üstlenmektedir. Ancak takım üyelerine bilmeleri gerekenden fazlasını söylemez. Amon'un bu suskunluğu ve baskın sonunda aniden ortadan kaybolması ileriki noktalarda takım üyelerinin Amon'un sadakatini sorgulamalarına yol açacaktır. Amon, ilk geldiği günden beri, Robin'e fazladan ilgi göstermektedir. Ancak bunun ne kadarının Zaizen'den aldığı emirden, ne kadarınınsa kendi duygularından kaynaklandığı hikayenin sonuna kadar netleşmez.

Amon bir tohumdur. Yani genetik olarak cadı olma potansiyeline sahiptir. Küçükken annesinin bir cadı olarak uyanmasına şahit olmuştur ve bir gün kendisin de aynı sona ereceği düşüncesiyle cadılardan nefret etmeye başlamıştır.  Bu nefreti sayesinde STN-J'nin en iyi avcısı haline gelmiştir. Ancak Solomon Enstitüsü ve Müdür Zaizen'in arasının açılması ve Robin'in statüsünün cadıya çevrilmesiyle beraber Amon kendi yöntemlerini ilk defa sorgulamaya başlar.


Miho Karasuma

Karasuma, STN-J'nin Amon'dan sonraki en eski takım üyesidir. Karasuma da Robin gibi bir güç kullanıcısıdır. Bir objeye dokunarak o objeyle önceden etkileşime geçmiş kişilerin bıraktıkları duygu ve düşünceleri sezebilmektedir. Bu yeteneği özellikle ipucu toplama esnasında çok işe yaramaktadır. Genel olarak soğuk kanlı ve sevecen bir mizaca sahiptir. Robin takıma katıldığında onu ilk kabul eden ve yardım elini uzatan Karasuma olur. Amon'un ortadan kaybolduğu sırada takımın liderliğini Karasuma üstlenir. STN-J baskını, hiç beklemediği bir anda aldığı bu zorunlu terfi ve Robin'e cadı statüsü verilmesiyle beraber önceki soğuk kanlı tutumu belirgin bir şekilde çaresizliğe dönüşecektir.



Michael Lee

Michael STN-J'nin bilgisayar uzmanı ve hackerıdır. Takımın geri kalanının aksine Michael normal bir insandır ve cadılık geni bulunmamaktadır. Vaktiyle ne kadar iyi bir hacker olduğunu göstermek için "girilmesi imkansız" olan sitelere girmek gibi bir huy edinmiştir. Ancak bir gün STN-J'nin sitesini girip de cadılarla ilgili gerçeği öğrenince STN-J'ye bağlı bir tim evini basıp Michael'ı yakalar. Müdür Zaizen Micahel'ın yeteneğinden etkilendiği için ona iki seçenek verir. Micahel sadece STN-J çalışanlarının bilmesi gereken bazı bilgileri ele geçirmiştir. Dolayısıyla ya STN-J'ye katılacaktır ya da hemen o anda infaz edilecektir. Bu zorunlu görevi kabul eden Michael o günden sonra STN-J merkezinde ev hapsinde tutulmaya başlar. Binadan sadece Müdür Zaizen'in özel izniyle ayrılabilmektedir.

Micahel tam bir bilgisayar kurdudur. Gerektiği zaman takımın bilgi edinme işlerini üstlenir; operasyonlarda  kullanılmak üzere sahte kimlik veya bina planı gibi kilit objeleri temin eder.  Normal zamanlarda insanlarla sosyal olarak iletişim kurmak yerine kulağına kulaklığını takıp bilgisayarlarının başına oturmayı yeğler. Takımın diğer üyeleri de Michael ile ilişkilerini mesafeli tutmaya özen gösterirler. Masası veya bilgisayarı kurcalandığı zaman huzursuz olur ve bu huzursuzluğunu net bir şekilde belli eder. Sadece Zaizen ve Amon'dan çekinir. İlk başlarda Robin'i görmezden gelse de, Robin'in bazı akşamlar ona arkadaşlık etmek için merkezde kalması sonucu Robin'e yavaş yavaş ısınır.


Yurika Dojima

Dojima tam anlamıyla şımarık bir zengin kızıdır. Durumu "özel" olduğu için canı istediği zamanda merkeze girip çıkabilmekte ve bu kayıtsız tavrı Şef Kosaka'yı çileden çıkartmaktadır. Dojima bir alışveriş delisidir. Hemen her bölümde değişen giysileri bunu net bir şekilde ifade etmektedir. Sıcak kanlı ve alaycı bir tavrı vardır. Kendisinden araştırma yapması istendiğinde, araştırmayı moda dergilerinden yapacak kadar kendi keyfine düşkündür. Şef Kosaka'yla yaptığı günlük atışmalar ve her defasında şımarık bir gülücükle paçayı kurtarması hikaye boyunca bir komedi unsuru teşkil eder. Dojima başta Cadı Avcısı Robin'den hazzetmez ve ona "Amon'un sevgilisi" veya "o kız" gibi lakaplar takar. Dojima'nın ne kadar iyi bir taktisyen olduğu ve istediği noktalarda liderliği ne kadar ustalıkla ele alabildiği hikayenin ilerleyen bölümlerinde ortaya çıkar.


Haruto Sakaki

Sakaki, Robin gelmeden önce STN-J'deki en yeni elemandır ve Robin'in gelişini başlarda biraz yadırgasa da sonradan Robin'e ısınır. Sakaki sıcak kanlı ve agresif bir kişiliğe sahiptir. Görev esnasında düşünmeden hareket etmesi ve temkinli yaklaşması gereken yerlerde bile burnunun dikine gitmesi bazen istenmeyen sonuçlar doğursa da genel olarak sevilir.



Şef Shintaro Kosaka

Şef Kosaka STN-J'nin büro şefidir, ve bir "müdür yardımcısı" edasıyla direk Zaizen'in altında görev yapmaktadır. Gerek tipi gerekse tavırlarıyla tam bir bürokrat havası vardır. Arada STN-J'nin kadın üyelerine karşı kullandığı aşırı samimi hitap tarzları yüzünden 'tacizci' damgası yemiştir ve arkasından çok konuşulur. Dojima'nın tembel ve kayıtsız tavırları yüzünden sürekli çileden çıkar ve sinirini katibi Shohei'den çıkartır. Başlarda sinir bozucu bir karakter olarak tasvir edilse de hikayenin ilerleyen noktalarında babacan bir tavır takınır. Kosaka aslında bir polis müfettişidir ve STN-J'yi yakın takip altında tutmak düşüncesiyle emniyet müdürlüğünce STN-J'ye yerleştirilmiştir. STN-J'nin diğer üyelerinin yetersiz kaldığı yerlerde kendi bağlantılarını kullanarak gerekli bilgilere erişebilmektedir.


Müdür Taiko Zaizen

Zaizen, STN-J'nin yöneticisidir. Genellikle "müdür" veya "patron" olarak anılır. STN-J'nin üyelerine karşı mesafelidir. Bu mesafesi hikayenin başlarında soğuk kanlı ve karizmatik bir lider olarak görülmesine sebep olur. Zaizen'in elitist bir tavrı vardır. Ofisi binanın ayrı bir katındadır ve çalışanlarıyla nadiren konuşur. Genellikle emirleri Amon aracılığıyla iletir. Zaizen, STN-J ile Solomon Enstitüsü arasında bir köprü görevi üstlenir. Ayrıca Fabrika isimli kuruluşun da denetimi ona aittir. Fabrika'da yeni geliştirilen Orbo isimli gizemli sıvı sayesinde cadıları öldürmeden avlayabilmenin bir yolunu bulmuştur. Orbo bir şişe içinde avcıların boynuna asıldığında onları cadıların direk saldırılarına karşı belli bir ölçüde korumakta, aynı zamanda da mermi olarak kullanıldığında cadıları etkisiz hale getirebilmektedir. Bu bulduğu yöntemle çok övünen Zaizen'in amacı bu yeni "insancıl" metodu hala ortaçağdan kalma metodlarla cadı avlayan Solomon Enstitüsü'ne kabul ettirmektir.

Zaizen, Robin ilk geldiği andan itibaren ona güvenmemiştir ve Amon'dan Robin'i sürekli gözetim altında tutmasını istemiştir. Hikayenin ilerleyen kesimlerinde Amon'un Robin'e fazla yaklaştığını görüp bu emirden pişman olur. Her ne kadar başlarda anşlayışlı ve müşfik bir yönetici gibi gözükse de Zaizen'in aslında STN-J için çok farklı planları vardır.


Shunju Nagira

Nagira, Nagira Avukatlık Bürosu'nun sahibidir. Genel olarak işten kaytarıp pachinko oynamaya veya çapkınlık yapmaya gidiyormuş gibi bir tavır sergiler ve bu tavırlarıyla sekreterini çileden çıkarır. Aslında Nagira gizlice cadılara destek olmakta ve başı dertte olan cadılar için sığınma sağlamaktadır. Kumarbaz ve çapkın tavırları aslında hafiyelik yöntemlerini gizlemek için uygurduğu maskelerdir. Bu sayede kendi çalışanlarına çaktırmadan cadılara yardımcı olabilmektedir. Hal ve tavırlarıyla bir avukattan çok bir dedektifi andırır.

Robin, STN-J baskınından kaçtıktan sonra Amon'un direktifiyle Nagira'ya sığınmıştır ve Nagira da Robin'e kendi adına kuryelik yapması karşılığında çatı katında kalabileceğini söyler. Robin'i Nagira'nın metresi sanan sekreteri her fırsatta Robin'i aşağılasa da Robin bu duruma aldırmaz.  Zamanla Nagira'nın "esas işini" fark eden Robin, Nagira'ya neden kendisi gibi eski bir avcıya yardım ettiğini sorar. Nagira ilk başlarda sadece Amon'a eskiden kalan bir iyilik borcunu ödediğini söylese de, zamanla Robin'in durumu Nagira'nın ilgisini çeker ve Robin'in geçmişiyle ilgili sırrı araştırmaya karar verir.


Cadı Avcısı Robin'in belki de tek eksisi bitişinin biraz fazla aceleye gelmesi olmuş. Son bölümünde anlatılan hikaye iki bölüme bölünebilse daha verimli olabilirmiş. 26 bölüm kuralına uymak için başlardaki tek atımlık hikayelerden birini feda etseler hikaye açısından çok büyük bir kayıp olmayabilirdi. Ayrıca her ne kadar sonu, Relouch of Rebellion tarzı bir şekilde "açık bırakılmaya" çalışılmışsa da  bu konuda pek başarılı oldukları söylenemez. Karakterlerin potansiyel güçleri ve arada verilen imalar göz önüne alındığında  hikayenin "kötü son" ile bitmesi pek olası gözükmüyor. Ben yine de bunu sizlerin takdirine bırakıyorum.

Genel olarak ele alındığında Cadı Avcısı Robin pek çok açıdan ileri seviye bir başarı gösteriyor. Doğal karakterleri, zengin mekanları, renkli görselliği, büyüleyici müzikleri ve nefes kesen sürprizleriyle Cadı Avcısı Robin; mistisizm, doğa üstü olaylar ve gizemden hoşlanan anime severlere çok güzel bir serüven vaad ediyor.


- aRDee -