2 Şubat 2015 Pazartesi

Inferno: Madelyne Pryor'ın Dönüşümü


Inferno olay dizisi, X-Men ve X-Factor’ü ilk kez bir araya getirmiş olması, Archangel’ın X-Factor’e katılması, Illyana Rasputin'in güçlerini kaybetmesi, X-Men üyelerinin Jean Grey’in yaşadığını öğrenmesi açısından önemli bir yere sahiptir. Inferno'daki olaylar; Uncanny X-Men, X-Factor, New Mutants ve X-Terminators serilerini çakıştırır, fakat Inferno'nun etkileri Excalibur, Avengers, Daredevil, Power Pack, Fantastic Four ve Spider-Man'de de devam eder. Chris Claremont, Louise Simonson, Steve Engelhart, Gerry Conway, David Michelinie, Ann Nocenti, Walter Simonson, Jon Bogdanove, Terry Austin ve Julianna Jones'un birlikte yazdığı Inferno'nun ana olayları toplamda 17 sayı sürmüştür, fakat ben esas olarak olayların X-Men ve X-Factor'e yansıyan kısımlarını yazacağım. Fakat hemen Inferno'ya geçmeden önce olaylarda kilit bir rol oynayan Madelyne Pryor'un dönüşümüne bir göz atalım.


Cyclops, Madelyne Prior ile Jean öldükten sonra büyükbabasının Alaska'daki evine tatile gittiğinde tanışır. Scott'ın büyükbabası için çalışan bir pilottur Madelyne. Olağanüstü benzerliğinin dışında Madelyne Prior'un Jean Grey'in reankarnasyonu olabileceğine dair tonlarca ipucu ve gönderme olur. Jean'in kendini feda etmesiyle aynı gün ve aynı dakikada Madelyne bir uçak kazası atlatmıştır. Alevler içinde kalan uçaktan tek canlı kurtulan Madelyne'dir ve alevlerin arasından burnu bile kanamadan yürüyüp çıkmıştır.

Tanışır tanışmaz birbirlerinden büyük bir elektrik alırlar. Madelyne aynı zamanda Scott'ı en kısa zamanda ve çok iyi bir şekilde tanır, sanki onu yıllardır biliyormuş gibi. En sevdiği yemeği tahmin eder, pişirir, sonrasında ise "Çünkü aklını okuyabiliyorum" gibisinden göndermeler yapar.

Tüm bu göndermelere rağmen yazar Chris Claremont Madelyne'i başlarda asla Jean'ın reankarnasyonu ya da klonu vs olarak düşünmediğini belirtir. Onu tamamen normal ve Jean'den alakasız bir kadıncağız olarak yaratmış ve Scott'ın X-Men'den çıkış bileti olarak düşünmüş. O şekilde de kullanmış zaten. Fakat Marvel Jean'i yeniden diriltince, Claremont da Madelyne'in özgeçmişini ve serideki rolünü epey bir değiştirmiş.

Scott Madelyne'le evlenir ve aynen Claremont'un planladığı gibi Cyclops bir süreliğine emekliye ayrılır. Bir de bebekleri olur. Scott bir ara X-Men'e geri dönmeye niyetlenir. Onun yokluğunda liderliği üstlenmiş olan Storm'la düello yaparlar. Bu esnada Madelyne'le de kavga ederler, bebek var sen ne yaptığını sanıyorsun diye. Scott her iki mücadeleyi de kaybeder. Storm o sırada güçlerinden yoksun olmasına rağmen Cyclops'u feci şekilde yener. Bu yenilgiden sonra Scott "Benim dönemim geçmiş artık" diyerek paşa paşa karısına döner.

Sonra X-Factor serisi başlar. Marvel orijinal X-Men takımını yeniden iş üstünde görmek isteyince, Scott, yetersiz işlenmiş ve son derece sığ birkaç sahneyle apar topar Madelyne'le mutlu olmadığını ifade eder ve onu terk eder. Uzunca bir süre arayıp neden gittiğini, nerede olduğunu söylemez, bebek nasıl onu bile sormaz (daha önceki iki yazımda da belirttim, yine belirtiyorum: öküz, öküz, öküz). Sonra biraz da Angel'ın yönlendirmesiyle Madelyne'i arar, fakat bu kez ona ulaşamaz.

Madelyne'i bulmak için eve gider, fakat onu bulamadığı gibi ne onunla ne de bebekleriyle ilgili hiçbir kayda da rastlamaz. İkisi de sanki hiç var olmamışlar gibi tamamen ortadan kaybolmuşlardır. Sonunda ikisinin de öldüğüne kanaat getirir. O esnada Madelyne X-Men'de ortaya çıkar. Mutant Katliamı'nı gerçekleştiren Marauders tarafından kovalanmaktadır. X-Men Madelyne'i kurtarıp himayelerine alırlar. Bebeğe ne olduğunu ise uzun süre kimse öğrenemez.

The Fall of Mutants olayında tüm dünya X-Men'in şehri kurtarmak için kendilerini feda ettiğini televizyondan izler. Madelyne de onların arasındadır. Kameranın karşısına geçip Scott'a seslenir ve onu sevdiğini, bebeklerini bulmasını söyler. Bunu izledikten sonra Scott Madelyne'in X-Men'le birlikte öldüğünü düşünür (ölmemişlerdir, ölü numarası yapıp Avustralya'da takılıyorlardır), fakat bebeğin hayatta olduğunu öğrenmenin sevinciyle onu aramaya başlar.

Madelyne'in rahatsız edici rüyası


Madelyne ise Avustralya'da X-Men'in teknik elemanı olarak görev yapmakta, bilgisayar işlerine bakmaktadır. X-Men'in görevde olduğunu bir vakit Limbo'nun hakimiyetini ele geçirip dünyaya sızmak için plan yapan iblis N'astirh onu ziyaret eder. Scott'ın onu terk etmesi, onunla Jean'e benzediği için evlenmesi, onu da bebeği de umursamadığı yönündeki düşüncelerini korkunç rüyalar ve hayaller yardımıyla çarpıtıp güçlendirerek ufaktan onu bozmaya başlar. Madelyne kaçırılıp Genosha'ya götürüldüğünde ise Genosha'nın telepatları zihnini bozmaya devam ederler. Madelyne'in alt benliği işte o zaman serbest kalır. Tamamen Phoenix kokan sahnelerle telepatların beynini yakar.


Bu olaylardan sonra Madelyne'in kişiliği tamamen iblis N'astirh'in etkisi altına girmiştir. Aslında N'astirh onu iblislerin kraliçesi (Goblin Queen) olduğu, iblislere onun hükmettiği yönünde azıcık kandırmıştır. Zamanı geldiğinde Madelyne'i nasılsa kolayca kontrol edebileceğini düşünmektedir ama Madelyne'in açığa çıkan gücünü hafife almaktadır. Genosha'yı takip eden zamanda Madelyne Scott'ın kardeşi Havok'u kendine aşık eder ve büyüsü altına alır. Bilgisayarları ona en başta saldıran Marauders'ın yerini bulacak şekilde modifiye ettiğini söyler ve X-Men'i Manhattan'a gönderir. Fakat o esnada Inferno olayları başlamış, şehir iblislerin büyüsünün etkisi altına girmiştir bile.

Devam edecek...