19 Kasım 2014 Çarşamba

Cardiff Comic Con’unda Yakışıklı Bir Şövalye: Sir Loras Tyrell


Posterler, takılar, imzalı fotoğraflar, biblolar, frp malzemeleri, kostümler, aktörler ve kurgu hayranlarının görmek isteyebileceği başka her şey. Ve elbette her comic con’un olmazsa olmazı tonlarca çizgi roman.

Cardiff Film & Comic Con, 8-9 Kasım 2014

Kasım ayında Cardiff’te yapılan Comic con’a (şans eseri) katılma imkanım oldu. Türkiye’deki üniversitelerde yapılan küçük çaplı comic con’lar sayılmazsa, katıldığım ilk ciddi etkinlikti. Oldukça etkileyici olduğunu söyleyebilirim. Çok renkli kostümler vardı. İngiltere programımda comic con’a katılmak olmadığı için ben “Türk Turist” kostümüyle, yani günlük kıyafetlerimle katıldım ve kostüm giymemiş sayılı insanlardan biriydim.

Arkadaşlarım Londra’da yapılan comic con’lara kıyasla Cardiff’tekinin çok daha ucuz olduğunu söylediler. Posterler £4-5, iğneli rozetler £1-2, imzalı fotoğraflar £25-50, takılar ve kolye uçları ise £2’den başlıyorlardı. Arkadaşım Açlık Oyunları serisinin Ateşi Yakalamak filminde kullanılan alaycı kuşlu cep saatini £8’e aldı. Ben alaycı kuş bakır kolye ucunu £2’ye aldım. Frodo’nun Sting’inin birebir kopyası £30’a gitti ve Narsil, Buz, Glamdring gibi diğer ünlü kılıçlar da sadece £80-100’den başlıyorlardı. Ve çizgi romanlar… Yeni yapımların tanesini £1-2, eskilerinin ise 4 tanesi £2’ye almak mümkündü. Çizgi roman çizerleri ve yazarları da yeni projeleriyle katılmışlardı. Son projelerini imzalı satıyorlardı.

Konuklar

Cardiff’te yapılacak comic con’un temasının ne olmasını beklerdiniz? Tabi ki Doctor Who!

Doctor Who dizisinin birkaç eski ve yeni oyuncusu konuklar arasındaydı. Yedinci Doktor Sylvester McCoy (aynı zamanda Hobbit’ten Boz Radagast) ve On Birinci ile On İkinci Doktor’un yardımcısı Jenny Flint’i canlandıran Catrin Steward oradaydı. Harry Potter’da Dudley Dursley’i canlandıran Harry Melling epey kilo vermişti. Game of Thrones’tan da iki aktör vardı: Lysa Arryn’i canlandıran Kate Dickie ve Sir Loras Tyrell’i canlandıran Finn Jones. Khal Drogo ve Melisandre’nin de gelmesi planlanmış, fakat son anda iptal etmişler.

Kahraman Şövalyemiz

En çok ilgiyi Finn Jones’un çektiğini söyleyebilirim. Yakışıklı aktör son derece sıcakkanlı ve arkadaş canlısıydı da. Birlikte bulunduğum eşlikçilerim (arkadaşımın arkadaşları) 14-16 yaş grubuna mensup, birazcık ünlü ve epey yakışıklı biriyle tanıştıklarında ağlayıp bayılacak heyecana sahip kızlardı. Hele Finn’le (evet ona adıyla hitap edecek samimiyeti edindik) yaşadığımız o küçük olaydan sonra kızları toplamak epey zaman aldı…

Olay söyle gelişti; bizim kızlardan biri bir anime karakteri olarak giyinmişti ve biraz uzakta onunla aynı kostümü giymiş başka birini daha gördük. İçimizden birisi gidip ikisinin birlikte fotoğraf çekilmesinin eğlenceli olacağını ortaya attı, fakat bizim kız gidip tanımadığı insanlarla konuşmak ve fotoğraf çekilmek konusunda biraz utanıyordu (halbuki ne var, “Hacı pişti olmuşuz, hadi fotoğraf çekilelim’ diyeceksin o kadar). Biz de onu gaza getirmeye çalışıyoruz, kızım git işte bir fotoğraf çekilebilir miyiz diye sor, ne var bunda diye. Yapabilirsin, hadi yapabilirsin derken Finn de oradan atlamasın mı, ‘Evet, evet, hadi yapabilirsin,’ diye (O esnada Finn’in masasının yakınında takılıyorduk, çünkü içlerinden biri imza istemek için cesaretini toplamaya çalışıyordu).

Neyse kızlar Finn’in gazıyla kıkırdayarak hedeflerine doğru ilerlerken, Finn bana ‘Peki ne yapmaya çalışıyorlardı?’ diye sordu. Açıkladım. O esnada bizim kızların yarı yolda gazı mı bitti ne olduysa yine duraklamış utanma sıkılma moduna girmişlerdi. Finn bizimkilere baktı, diğer kopyacıya baktı. Masasından kalktı, önce bizim kızların yanına… ‘Şunlarla mı fotoğraf çekilmek istiyorsunuz?’ dedi babacan bir tavırla. Bizim kızların dönüp bir anda Sir Loras’la burun buruna gelince ne moda girdiklerini anlatmama gerek yok herhalde, ama her nasılsa bir evet yanıtı çıkarabilmişler demek ki. Finn daha sonra aynı kostümü giyen kızın arkadaş grubuna gitti (o grupta da aynı etkiyi yaratarak). Kızları kollarından tutup bizim grubun yanına getirdi, ‘hadi tanışın, fotoğraf çekilin, benim masama dönmem gerek, ama sonra bana da uğrayın’ dedi ve gitti (Game of Thrones aktörü, bizi habire çaya çağıran komşumuz Ayten Teyze misali hadi sonra bana da uğrayın dedi, üstelik gittiğimizde kurabiye de ikram etti, Ayten Teyze’ninkilerden de güzeldi yani).


Nihayetinde fazla büyük bir etkinlik olmadığı için kalabalıktan bunalmayacağınız, yine de oldukça renkli geçen bir comic con idi. Ünlü misafirler, etkinlik daha sakin geçtiği için hayranlarıyla daha samimi sohbet edebiliyorlardı. Sylvester McCoy ile Boz Radagast’ı canlandırırken kafasına taktığı kuş kakaları hakkında uzunca bir sohbet etme imkanımız oldu. Kendi aramızda ‘en çok kostümlüyle fotoğraf çekilmece’, ‘Game of Thrones’tan on karakterle fotoğraf çekilmece’, ‘Avengers/Justice League takımlarını tamamlamaca’ gibi ufak yarışmalarla da daha eğlenceli hale getirdik.