5 Haziran 2014 Perşembe

Game of Thrones: Dağ ve Yılan


Game of Thrones'un dördüncü sezonunun son bölümü geçtiğimiz Pazar günü yayınlandı.

Her zamanki gibi devamını dört gözle bekletecek, doyamadığımız bir bölümdü. Üzerinde durulması gereken birkaç önemli gelişmesi vardı. İzlemeyenler için bir an önce izlemelerini tavsiye ederek ve yazının devamının ciddi oranda dizi keyfinizi kaçırabilecek bilgi (spoiler) içerdiğini belirterek dizinin incelemesine geçmek istiyorum.

Ramsey Snow, Theon'u kullanarak Moat Cailin'i bir damla kan akıtmadan (kendi kanlarını) aldıktan sonra, Roose Bolton onu resmi oğlu ve varisi ilan eder. Zaten başından beri en büyük amacı bu olan Ramsey için bundan sonra Bolton soyadıyla anılacak olmasının onun için önemini kağıdı alırken titremesinden anlayabiliyorsunuz.

Dany, Jorah'nın ona tanıştıkları ilk yıl ihanet ettiğini öğrenir ve bunu çok ağır karşılar. Başından beri en çok güvendiği insanın casusluk yapmış olması bir yana, karnındaki çocuğun hayatını tehlikeye atması Ejderhaların Anası olmuş bir kişiliği çok ama çok kızdırır. Dany'nin annelik içgüdüleri muazzam boyutta zaten, bu bilinir (bilinir, bilinir).

Prens Oberyn Martell ve Gregor Clegane'in düellosu sonunda gerçekleşir. Dizi boyunca izlediğim hiç şüphesiz en muhteşem dövüş kareografisi olduğunu düşünüyorum. İlk defa Oberyn'inki gibi bir silah kullanan bir karakterin dövüşünü gördüm. Karşısında devasa boyutta kılıç kullanan insan azmanı ve zırhı muhtemelen Oberyn'in kendisinden ağır bir canavar var. Dorne'lu prens akrobasiyle karışık, müthiş görsellikte bir dövüş sergiliyor, atlayıp zıplayarak, taklalar atarak, yılan gibi kıvrak hareketleriyle. Pedro Pascal da harika bir iş çıkarmış. 

Oberyn ve Gregor - BFF
Oberyn'in tek amacı Clegane'i öldürmek değil elbette. Kız kardeşi Elia'nın cinayeti için Lannister hanedanından nefret eden ve Kral Şehri'ne geliş sebebi bir şekilde intikam almak olan Oberyn, Clegane'i yere serdiğinde hemen öldürmek yerine suçunu itiraf ettirmeye çalışır. Clegane'in Elia'ya tecavüz ettiğini, onu ve çocuğunu öldürdüğünü itiraf etmesi, Tywin Lannister'ı suçlamak anlamına gelecek çünkü. Fakat ne yazık ki Oberyn de bu dizideki diğer herkes gibi düşmanını-hafife-alma-ve-ihanet-hastalığı'ndan hayata gözlerini yumar, tıpkı kendinden önceki kurbanlar gibi (Bkz. Cercei'yi hafife alan Ned, yaban domuzunu hafife alan Robert, yanlış insanlara fazla güvenen ve Lannister'ları hafife alan Rob ve Catelyn, adamlarına güvenen Lord Kumandan Mormont, Serçeparmak'a hem güvenen hem hafife alan Lysa, vesaire vesaire).

Dizide vurgulanması gereken en önemli noktanın ise Sansa'nın gelişimi olduğunu düşünüyorum. Serçeparmak'ın Lysa'nın cinayetinden yırtması, Vadi'nin soyluları tarafından sorgulanırken çok zordu hele Sansa'yı çağırdıkları an, Serçeparmak'in gerçekten korktuğunu gördüğüm tek andı. O an ne düşündüğünü tahmin etmek kolay: ben bu kızın babasını öldürdüm, işte şimdi onun intikamını alacak diyordu (aslında ben tam olarak bunu bağırıyordum o esnada...). Fakat Sansa o sahnede artık herkes tarafından piyon ve rehin olarak kullanılan aptal bir ergen olmayacağını, Serçeparmak'ın hep ona alttan alttan verdiği dünyanın düzeni ve acımasızlığına dair öğütleri dinlediğini ve bunları uygulamaya başladığını gösterir. Sonrasında ise o seksi kıyafetiyle merdivenlerden inerken verdiği mesaj, bütün dizi boyunca ilk defa olarak herhangi birinin Serçeparmak'a karşı üstünlüğe, avantaja sahip olduğunun duyurusudur. Haydi Sansa, şu Serçeparmak'ın cezasını ancak sen verebilirsin demekten başka bir şey gelmiyor elimizden...

Bir sonraki bölümü dört gözle bekliyorum.