17 Haziran 2014 Salı

Game of Thrones: Çocuklar - 4x10 İnceleme


Game of Thrones’un dördüncü sezon finali birçoklarını hayal kırıklığına uğrattı. Tazı’nın (şüpheli) ölümünden, Tywin’inkine, hatta Stannis’in efsane kurtarışına kadar birçok sahnenin işlenmesi insanları yeterince tatmin etmemiş, aceleye getirilmiş izlenimi yaratmış. Ölümler yeterince drama yaratamamış, izleyicinin aklında birçok soru işareti kalmış. Aslında bir sürü olayı tek bölüme sığdırmaya çalışmak da pek kolay bir şey değil, ama insan dokuzuncu bölümün tamamını Sur kuşatmasına ayırmaktansa onu da normal bir bölüm gibi işleyemezler miydi acaba diye düşünmüyor değil.

Şimdi neler olur bu bölümde? Taa bölümün başlarında Stannis’in girişi bir kere izleyiciyi koltuklarından fırlatmıştır herhalde diye tahmin ediyorum. Acaba Jon öldü de hayal mi görüyor’a kadar gitti şaşkınlığımız, kim bunlar, kim bunlar diye... Stannis’in yanında Davos’la sahneye girişi, Karasu Savaşı’nda Tywin Lannister’ın taht odasına girişi kadar etkileyici bir sahneydi.  Kısaydı, çok soru işaret bıraktı, ama çok çok başarılıydı.

Ormanın Çocukları ortaya çıktı... Jojen’in öleceği belliydi zaten buna şaşıran olduğunu sanmıyorum. Gerçi iskeletlerle savaşta Yaz’ın fazlasıyla pasif kaldığını düşünüyorum. Koca Ulukurt çok daha fazla zayiat verebilirdi iskeletlere... Ormanın Çocuklarının ortaya çıkışı ise gerçekten güzel oldu. Artık bu noktadan sonra olaylar çok farklı yönlere ilerler diye düşünüyorum.

Tywin Lannister öldü. Hem de çok güzel öldü. ‘Tywin Lannister’ın sıçtığı bile altındır’ sözünün yersizliği de kanıtlandı. Ondan önce de hayatının aşkı Shae'yi de öldürmüş olan Tyrion şehirden kaçtı. Kaçmasına yardım ettiği adamın Tywin'i öldürdüğünü son anda öğrenip çareyi kendisi de kaçmakta bulan Varys'in hali güldürdü.

Dany, ejderhalarının sorumluluğuyla yüzleşti. Onların doğasını ne kadar inkar etmeye çalışsa da birer canavar olduklarını kabullendi ve Viserion ile Rhaegon’u zincire vurdu. Civar köylülere saldıran, üç yaşında bir kızcağızı öldürmüş olan Drogon ise hâlâ kayıp. Lütfen George Martin Dany’yi ejderhalarıyla sınamasın, ejderhalarının ya da masum insanların hayatı arasında bir seçim falan yaptırmasın. Çok çok üzer.

Son olarak ağır yaralanmış Tazı'yı öldürerek acısını dindirme merhametini göstermeyen Arya, önce Sur'a, ağabeyi Jon'un yanına gitmek istedi. Dizide pek fazla işlenmemiş, fakat kitaplarda Arya ile Jon arasında çok özel bir ilişki var. Jon kardeşleri arasında en çok Arya’yı seviyor ve hatta ikisinin aynı cümleyi aynı anda söyleme huyları bile var. O yüzden bu ikiliyi yeniden bir arada görmeyi çok isterim. Fakat şu an bindiği gemi Braavos'a gidiyor. Kim bilir, belki de ölüp ölmediği pek belirgin olmayan Syrio'yu bulmak gibi bir umudu var.

İzleyiciyi hayal kırıklığına uğratan bir şey ise, Lady Stoneheart olayının henüz işlenmemesi oldu. Ben Lady Stoneheart olayını tamamen tesadüfen, başka bir şey araştırırken öğrenmiştim ve zamanlama açısından dördüncü sezonun son bölümünde gerçekleşmesini bekliyordum. Hatta muhteşem ötesi bir bitiriş sahnesi olurdu. Yapımcılar biz asla Stoneheart’ı bu sezonda işleyeceğimize dair bir izlenim vermedik diye açıklama yapmışlar ama işleselermiş gerçekten harika olabilirmiş. Bilmiyorsanız Lady Stoneheart'ı hiç araştırmayın, bırakın sürpriz olsun, ben öğrendiğime pişmanım...

Şimdi sorarım, 10 ay oturup Game of Thrones’u nasıl bekleyeceğiz?