26 Mart 2014 Çarşamba

Anayurt - Kara Elf Üçlemesi 1 - R.A. Salvatore

Künye

Kitap Adı: Anayurt - Kara Elf Üçlemesi 1
Orijinal Adı: Homeland
Yazar: R. A. Salvatore
Türü: Fantastik Kurgu
Yayınevi: Laika Yayınları
Sayfa Sayısı: 315

R.A. Salvatore'un Drizzt Efsanesi'nin birinci kitabı Anayurt. Drizzt'in ve kara elflerin dünyasına adım atmak istiyorsanız birinci basamağınız işte bu kitap olmalı.

Kitapta temel olarak Drizzt'in doğumu, eğitimi, büyümesi ve kara elf (drow) toplumu içerisinde yerini arayışı anlatılıyor. Aynı zamanda Drow toplumu, hiyerarşileri, değerleri, fiziksel ve zihinsel becerileri, ırksal büyüleri ve daha nicesi hakkında da bilgi veriyor. Drizzt'in o çift palalı efsanevi savaşçı olmaya adım atmasını, sadık panter yoldaşı Guenhwyvar'la tanışmasını, babası ve eğitmeni Zaknafein'ın Drizzt'in karakterinin oluşumda nasıl bir rol oynadığını ve onun sıradan bir drowdan ne kadar farklı olduğunu görüyoruz Anayurt'ta.
R.A. Salvatore'un okuduğum ilk romanı buydu ve daha ilk sayfasını okur okumaz anladım neden onun da fantastik kurgu edebiyatının en iyileri içinde tutulduğunu. Dili ve betimlemeleri hem sıradanlıktan, sadelikten uzak, hem de sıkmayacak, kafa karıştırmayacak derinlikte. Yani okurken hem sanatı tadabiliyorsunuz, hem de yorulmadan şölene devam edebiliyorsunuz.

Doğumundan sonra Drizzt, Do'Urden Evi'nin Saygıdeğer anası Malice tarafından en büyük ikinci kızına emanet edilir. Örümcek tanrıçanın önderlik ettiği, dişi egemen drow toplumunda bir erkek olarak nasıl bir yeri olduğunu Drizzt, ablası Vierna'nın kırbaçlarından öğrenir en başta. Eğitim alacak yaşa geldiğinde annesi onun büyücü olmasını istese de, evin baş kılıç ustası Zaknafein, Drizzt'in çift el kılıca yatkınlığını kanıtlar ve böylece Drizzt eğitimine başlar. Yalnızca kılıç ve basit büyü becerileri değil, dürüstlük, dostluk, merhamet, onur gibi değerlerin Menzoberranzan şehrinde nasıl hor görüldüğünü, değersiz kabul edildiğini de acı bir şekilde öğrenecektir. Onun toplumda kendine yer bulma çabasını, kendi değerlerinden sapmadan ailesiyle birlikte yaşayabilmenin bir yolunu bulmak için ne kadar çabaladığını içiniz acıyarak okuyacaksınız.

Benim bu kitapla ve genel olarak drowlarla ilgili en çok hoşuma giden şey, 'yakalanmadığın sürece her haltı yiyebilirsin' mantığını nasıl bir erdem gibi uygulayabildikleriydi. Bir evin başka bir eve saldırması ve işgal etmesinde hiçbir sakınca yokken, işi düzgün planlamayıp geride görgü tanıkları bırakarak ellerine yüzlerine bulaştıranların nasıl ayıplandığını, cezalandırıldığını görmek gerçekten çok komik. Güç elde etmek için her yol mübah yani. Örümcek Kraliçe bunu teşvik ediyor, o ancak bu şekilde onurlandırılabilir. Ama bunu yaparken kendini rezil eder, beceremezsen de Örümcek Kraliçe'yi hayal kırıklığına uğratmış oluyorsun ve Örümcek Kraliçe'yi kızdıran kişiyi kim cezalandırırsa takdir kazanmış oluyor. Gerçekten çok eğlenceli bir sistem.