30 Ocak 2014 Perşembe

Sokak Kedisi Bob'un Büyüsünün Sırrı

Künye


Kitap Adı: Sokak Kedisi Bob
Orijinal Adı: A Street Cat Named Bob
Yazar: James Bowen
Türü: Otobiyografi
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Sayfa Sayısı: 224
ISBN: 978-605-63708-0-9


Kitap Adı: Bob'un Dünyası
Orijinal Adı: World According to Bob
Yazar: James Bowen
Türü: Otobiyografi
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Sayfa Sayısı: 244
ISBN: 978-605-63708-8-5


Gerçek bir hayattan otobiyografi olarak yazılmış “Sokak Kedisi Bob” ve devam niteliğindeki "Bob’un Dünyası" kitapları, iki ayrı türün birbirlerinin hayatına dokunmasını konu alan, bunun yanısıra okuyucunun unuttuğu bazı değerleri düşündüren bir yapıt. Totenham’da yaşayan James Bowen adında bir sokak müzisyeninin ağzından birinci dilde anlatılmış bir dostluk ve hayata yeniden bağlanış hikayesi.

Dondurucu bir Mart ayında, oturduğu sosyal konutun giriş katında üşümüş, aç ve yaralı bir sarman görmesi ile başlar bu hikaye. Uzun zamandır James de aynı durumdadır çünkü. Boşanmış bir ailenin tek çocuğuyken velayetini alan annesi ile Avustralya’ya çok küçükken gider James. Sorunlu çocukluk yıllarının acı tecrübeleri onu madde bağımlılığının eşiğine getirmiştir. Annesiyle iletişim kopuklukları yaşarken çareyi İngiltere’ye babasının yanına gitmekte bulur. Babasının orada kurduğu yeni hayata da adapte olamayan James, sokaklara ve uyuşturucunun yaşattığı sahte dünyaya adım atar. Artık sokaklarda yaşamaktadır James. Ailesi ile bütün iletişimini kesmiş, uyuşturucu bulabilmek için en olmadık işleri bile yapmıştır.

Daha sonra uyuşturucudan kurtulabilmek için bir bağımlılık merkezinden yardım ister. Ağır ilerleyen, zor bir tedavi sürecine girer. Bu esnada geçimini sokak müzisyeni olarak sağlamaya çalışıyor, kimi günler aç, kimi günler tok kalıyordur. İşte Bob ile karşılaşması bu döneme rastlar. Onu doyurup başta yalnızca biraz ısınması yanına alır James. Fakat zamanla onunla kaderlerinin bir olduğunu düşünür. Hayat ikisini de hırpalamıştır. Kendisine yetmese de yemeğini onunla paylaşması, sokaklarda itilip kakılırken Bob’un bir can dostu gibi hep yanında durmak istemesi James’i günden güne değiştirir. Ona sorumluluk duygusu aşılar. Bu duygularla uyuşturucan emin adımlarla kurtulmuş, duygusal iniş çıkışlarından, tehlikeli gidişatından uzaklaşmıştır. Omzunda kedisiyle müzik yapan bu genç zamanla ilgi odağı olur. Sosyal medyada tanınan bir çift olmuşlardır artık. Bazı bloglarda onlarla ilgili yazılar, internette videolar vardır.




Ama bu ilgi hayatını maddi anlamda etkilememiştir. Gelişen sorumluluk duygusuyla artık sabit bir işe sahip olmak amacıyla sosyal sorumluluk içerikli bir gazetenin sokak bayisi olur. Hayat yine sokaklarda ve çetin geçmektedir. Büyük bir özveriyle omzunda kedisi Bob’la birlikte karda kışta hastalıkta göğüs gerdikleri bu hayat, bir gün bir muhabirin onları gazete haberi yapmasıyla değişir. Gazete haberinden sonra bir yayınevinin kitap yazma teklifi ona cazip gelir. Yayınevinin yardımlarıyla yazdığı bu kitap, onun artık sokaklardan kurtulup özlediği aile bağlarıyla birlikte güzel bir hayata doğru adım adım götürmektedir. James bunun Bob ile ruh ikizi olup kader birliği yapmalarının bir neticesi olduğunu, bu güzel sarmanın kendi hayatına büyülü bir değnek değdirdiğini düşünmektedir.

Kitap bana yer yer “Yok artık, bir kedi bu kadar da özel olamaz,” dedirtse de, bana göre bu hikayede esas büyü, Bob’un özel bir kedi olması değil. Bana göre zor durumda kalan, yardım ettiğiniz, ona evinizi, kucağınızı açtığınız ve büyüsünü yapması için bir şans tanıdığınız her hayvan hayatınızı değiştirebilir. Biz bunun örneğini bizzat gördük. Kısa bir süre önce evimize aldığımız küçük kedimiz hayatımızı o kadar etkiledi ki, bir hayvana ne verirseniz ondan on kat fazlasını göreceğinize dair inancımı pekiştirdi.

Ramazan bayramının ilk sabahı annesi ve kardeşleriyle birlikte çöpte bulunmuş Jesse. Kalbi temiz bir amca onları oradan alıp bir parkta yuva yapmış, oraya yerleştirmiş. Annesi belli ki insanlardan şiddet görmüş, yabanı bir hayvan. İnsanların kendisine dokunmasından hoşlanmıyordu. Fakat o kadar özel bir kediydi ki, o parkta görenleri hayrete düşüren bir şey yaptı anne kedi: Bir kedi yetimhanesi kurdu oraya. Evet, civardaki bütün terk edilmiş yavru kedileri sahiplenmeye, onları emzirmeye başladı. O büyük kedi ailesinden ilk haberim olduğu günlerde, gözlerimin önünde başka bir anne kedi gelip o yuvanın içinde doğum yapmış, sonra da arkasına bile bakmadan dönüp gitmiş, bıraktığı yavruları fedakar anne hiç yadırgamadan sahiplenmişti. Onun bu fedakarlığını bilen insanlar da etrafta buldukları bütün terk edilmiş yavruları getirmeye başlamış, yuvanın nüfusu bir anda artmıştı. Zavallı anne on beş yavruya birden bakmakta zorlanıyor, gün geçtikçe zayıflıyor, buna rağmen yavruların hepsini tok tutuyor ve yuvadan asla üç metreden fazla uzaklaşmıyor, başka hiçbir hayvanın yaklaşmasına da izin vermiyordu. Anne kedinin sağlığının tehlikeye girdiğinin düşünen yaşlı adam yavruları sahiplendirme derdine düştü. İşte biz tam o anda onları uzaktan sevip yemek getiren hayvanseverler olmaktan kedi sahibi olmaya terfi etme fikriyle karşı karşıya kaldık.

Bizim için büyük bir adımdı kedi sahibi olmak, çünkü eve bir hayvan değil, yeni bir birey alacağız gözüyle bakıyorduk. Daha önce hiç kedi beslememiştik. Eve uyum sağlayamazsa, çok fazla zorluk çıkarırsa, ev temizliğine çok önem veren annemin sinirlerini yıpratırsa onu başka birine vermek zorunda kalacak, hayvanın psikolojisini bozmuş olacaktık. Üstelik anne kedinin sütten kesilmiş en büyük iki yavrusunu birden almayı planlıyorduk, sürekli birlikte olan, oyun oynayan iki kardeşi birbirlerinden ayırmamak için. O yüzden iyice düşünelim dedik. Ve biz bir karara varana kadar, kardeşlerden birine araba çarptı. Ertesi günü kumunu, mamasını, yerini hazırlayıp kardeşinin ölümünden sonra durgun ve ürkek kalan yavruyu eve getirene kadar gözüme uyku girmedi.


O dönemde Breaking Bad’in çok etkisinde olduğumuz ve ben bir Jesse taraftarı olduğum için bu küçük kızın adını Jesse koyduk. Jesse’nin dokunuşu, tıpkı Bob’un James’in hayatına dokunması gibi bizim için de büyülü oldu. Herkes gibi bizim de sorunlarımız olur, fakat Jesse kapının girişine görünmez bir bariyer koymuş gibi hiçbir sorunun kapıdan içeri girmesine izin vermez. En koyu, en iddialı karamsar bile gözlerinin önünde küçük bir kedi arka ayaklarını havaya kaldırıp kafa üstü oturarak kuyruğunu kemirmeye çalışırken morali bozuk kalamaz. Kapıların arkasında pusuya yatıp geçerken bacaklarımıza atlar ya da bazen bilgisayar başındayken kucağıma oturur, o sarı gözleriyle uzun uzun yüzüme bakar, sonra bir patisini kaldırıp yanağıma koyar. Sırf ona bakmak bile yüzümüzü güldürür. Tahammülümüzü arttırdı, daha anlayışlı, daha kabullenir olmamızı sağladı. Bence bu Bob’un, Jesse’nin ya da belirli bir hayvanın özel olmasından ziyade, ona evini açan, ona bir şans veren insanın ortaya çıkardığı bir büyü. Umarım bu büyüyü yapmayı bir gün herkes öğrenir.